Daha iyi ve sağlıklı bir yaşam, özellikle metropol hayatı içinde koşuşturma düşünüldüğünde gittikçe zorlaşıyor. Bu koşuşturmanın yarattığı telaş ve iş stresi eklenince bireylerin kendilerine vakit ayırmaları da güçleşiyor, farkında olmadan sağlıklı beslenmekten uzaklaşıyorlar. Kahvaltı yapmadan başlanan günlerde kahve yanında atıştırmalıklar uzun vadede faydadan çok zarar getiriyor. Peki metropollerde sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için neler yapabiliriz?

Yeme Farkındalığı Kazanın!

Geleneksel diyet tavsiyelerine göre son yıllarda popüler olmaya başlayan “yeme farkındalığı” (mindful eating) kazandırılmasının özellikle porsiyonların seçimlerinde etkili olduğu kanaati ağırlık kazanmıştır (1). Yeme farkındalığı; fiziksel açlık-tokluk kavramını içselleştirerek duygu ve düşüncelerin etkisinin de farkında olma ve aynı zamanda besin seçimlerine dikkat edip yargılamadan, o anda tüketilecek olan besine odaklanarak yeme şeklinde tanımlanıyor. Farkında olarak yemek, sindirim sistemini ciddi ölçüde rahatlatıyor. İştahın düzenlenmesi, yemek yerken keyif alabilmek için yediklerimize odaklanarak gereksiz atıştırmalıkların önüne geçmeyi gerektiriyor. Farkındalığın getirdiği seçicilik tat almanızı da iyileştiriyor, daha küçük porsiyonlarda doygunluğa ulaşarak kalori alımınızı da günlük limitlere sınırlamış oluyor.  

Çeşitliliğin evrimin ve en temelde yaşamı zenginleştiren yönü olduğunun bilincinde olduğumuzda, farklı lezzetlerden bir besin sepetini tüketmenin bizi sağlıklı bir bedene kavuşturacağını görebiliriz. Bağışıklık sisteminin sağlıklı olmasını istiyorsak süt, et grubu gibi hayvansal ağırlıklı beslenirken, yağlı tohumlar ve tahıllara da dengeli bir şekilde yer vermemiz gerekiyor. Uzmanlar, gereğinden fazla tüketen fazla kilolu veya obez sınıfında değerlendirilen kişilerin bağışıklık sisteminin daha zayıf olduğunu, fazla yağ dokusunun inflamasyona yol açtığını belirterek uyarıyor. Bağışıklık sitemini desteklemek için arı sütü ve propolis gibi ürünler kullanmak, anti-viral ve anti-bakteriyel etkisiyle enfeksiyonlara yakalanma riskini azaltıyor. Unutulmaması gereken sağlıklı bir bağışıklık sistemine sahip olmak çok yemekle değil, kaliteli besin seçimlerinden oluşan doğru bir beslenmeyle mümkün.

Enerjinizi Arttıran Seçimler

Son yıllarda medyada veya konuşmalarda sıklıkla geçen bir terim daha var: “Antioksidan” Vücudumuzda oksijenin hayati derecede önemli olduğunun biliyoruz. Ancak metabolik yan ürünler olarak ortaya çıkan serbest oksijen radikalleri günümüzde, özellikle büyük şehirlerde yaşayan kişilerde, sağlıklı gıdaya erişim sıkıntısı ve vücutta biriken toksinler sebebiyle erken yaşlanma belirtileri ortaya çıkabilir. Bunun yanında, hücre hasarları dolayısıyla kalp/damar sorunları ve kanser belirtilerinin gözlemlenmesine de neden olur. Bu durumda antioksidan besin içeriğine sahip ürünler, özellikle beta karoten, C ve E vitaminleri bulunduranları seçmek önemlidir.

Pandemik etkilere sahip yahut mevsimsel geçişlerde yaşanan grip vakaları veya soğuk algınlıklarına karşı korunmak için alınan Omega 3 yağ asitlerinin, beyin ve kalp sağlığına etkileri yanında immün sistemde de olumlu etkilere sahip olduğu insan ve hayvan üzerine yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Parazitik durumlarda, bakteri ve viral etkileri olan hastalıklarda (konakçı tipi) vücudun karşı atak göstermesinde ve hastalıkların ortaya çıkmadan veya semptomların hafifletilmesinde koruyucu rol oynar. Balık ürünlerinin zengin omega 3 yağ asidi kaynağı olduğunu; ceviz, badem gibi tohumlu yağlardan edinebileceğiniz gibi yeşil sebzelerden karşılayabileceğinizi söylemek mümkün. Ancak yeterli günlük ihtiyacı karşılayamama durumunda, özellikle yaşlılık döneminde, yaklaşan kış karşısında hasta olmama ve vücut direncini düşmemesi için mutlaka Omega 3 içeren takviye ürünleri kullanmaları gerekiyor. 

Bununla beraber, bağışıklık sistemini düzenleyici etkilere sahip biyoaktif maddeler de var; zerdeçal, 2017’de kanser, kronik iltihaplar ve bellek zayıflaması gibi durumlardan korumasıyla en çok kullanılan baharatlar arasındaydı. Bakterilerin ilaçlar karşısındaki direnci her yıl değiştiği düşünülürse, dinç kalmak için takviyelerden yararlanmak akılcı bir seçim olarak görünüyor.

Kaynakça: 

  1. Beshara, M., Hutchinson, A.D., & Wilson, C. (2013). Does mindfulness matter? Everyday mindfulness, mindful eating and self-reported serving size of energy dense foods among a sample of South Australian adults. Appetite, 67: 25–29.

Paylaş

Bu makaleyi arkadaşlarınızla paylaşın!

Paylaş

Bu makaleyi arkadaşlarınla paylaş!

Open chat
Merhaba, Novanutrica'ya hoş geldiniz. Soru, görüş ve önerileriniz hakkında bize Whatsapp'tan yazabilirsiniz!